• BIRBIRLAR

BATI KARADENİZ GEZİ REHBERİ: Safranbolu, Yörük Köyü, Amasra, Maşukiye Kültür Turu

Eylül ayında Gruppal ile gerçekleştirdiğimiz Batı Karadeniz Kültür Turunu çok sevdik. Siz de hafta sonunuzu güzel bir tur ile değerlendirmek istiyorsanız, doğru yerdesiniz =)


Gruppal’in düzenlediği bu tur ile ilgili tüm detaylara (fiyat, rota vb.) ulaşmak için linke tık tık…



Bu Kültür Turu 1 gece konaklamalı. Konaklama için seçilen otel ise Zonguldak’taki Dedeman Otel. Araştırdığımızda kendimiz bu turu yapsak neredeyse aynı parayı sadece otele verecektik. Bu sebeple fiyat performans oranı çok yüksek bu turun.


Tur Otobüsümüz bizi Cuma gecesi belirtilen saat ve yerden aldı. Daha sonra bizim için derin bir uyku zamanı… Yaklaşık 5 saat yolculuktan sonra uyanma zamanı =)


Yörük Köyü


İlk olarak Yörük Köyü’ne geldik.


Anadolu'nun 11. yüzyılda Türkleşmesi ile Batı Karadeniz'e gelen Türkmen boylar burada yerleşik hayata geçiyorlar. Köyde 10’larca konak var ve en eskileri yaklaşık 450 yaşında. Evlerin en güzel özelliği birbirinin önünü kapatmamaları…


Köydeki en bakımlı konaklardan biri olan 300 yaşındaki Sipahioğlu Konağında kahvaltı (bazlama süperdi=)) yaptık, daha sonra üst katına çıkıp evin gerçek sahibi olan Filiz Teyze’den konağın ve köyün hikâyesini dinledik. Filiz Teyze gerçekten tiyatro sanatçısı olacak kadınmış, köyün hikâyesini çok komik bir dil ile anlatıyor=)



Bu konakların mimarisinde Bektaşilikten izler bulabiliyorsunuz: 12 adet köşelerin olması…


Ayrıca konakların bazıları haremlik ve selamlık denen iki bölümden oluşuyor.

Köyün sokaklarında gezerken sokak isimlerine baktığımızda bu köyün birçok ünlü çocukları/torunları var: Leyla Gencer, Cemil İpekçi ve Gülgün Feyman…


Köyün sokaklarında kaybolmadan önce son olarak gittiğimiz yer ise Yörük Köyü Çamaşırhanesi’ydi. Çamaşırhanenin mimarisinde de Bektaşi esintisi var. Ortadaki çamaşır yıkama yerinde 12 tane köşe var. Ayrıca bu büyük taşın yerden yüksekliği her yerde aynı değil, boyu kısa olanlarda rahat rahat çamaşır yıkasın diye. Döneminde bu yer kadınlar için adeta bir sosyal medya imiş=) Tüm dedikodular, güncel konular, kız beğenme…


Safranbolu


Yörük köyünü gezdikten sonra otobüsümüz bizi UNESCO Dünya Miraslar Listesinde olan Safranbolu’yu ilk olarak tepeden görmek için Hıdırlık Tepesi’ne çıkarıyor.



Daha sonrada Safranbolu’nun içine bırakıp, sokaklarda kaybolmaya başlıyoruz: Köprülü Mehmet Paşa Cami, Güneş Saati, Cinci Hanı ve Hamamı, Kaymakamlar Evi, Demirciler-Bakırcılar ve Yemeniciler Bölgesi’ni gezdik.


Safranbolu evlerinin arasında dolaşmak çok keyifli. Sonrasında da bir hanın içinde közde kahve içmek ise harika=)



İsminin de safran baharatından geldiği bu yerde en ünlü lezzet fındıklı safranlı lokum… Rehberimiz bize İmren’i önerdi. Oradan lokumlarımızı alıp, üzerine ikram ettikleri gazozları içtik.



Daha sonra Tokatlı Kanyonu’nu en iyi izleyebileceğimiz Kristal Teras’a çıktık. Tabanı camdan yapılmış bu teras, 75 ton ağırlığı taşıyabiliyor. Camın kirli olması belki de bize “ooooo çok yüksekteyiz heyecanını yaşatmadı=)”. Tokatlı Kanyonu ise Tokatlı Köyü’nden Eski Çarşı’nın Gümüş Mahallesi’ne kadar devam ediyor. Bu kanyonda keyifli bir yürüyüş yapabiliyorsunuz.



Amasra


Tokatlı Kanyonundan sonra otobüsümüz bizi Bartın’ın sevimli kasabası olan Amasra’ya getirdi. 16.yy-17.yy’da kurulan bu sevimli yerin tarihi de çok zengin. Roma döneminde bu yerin nüfusunun 25000 kişi olduğu öngörülüyor. Arkaik, klasik, Hellenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerini Amasra ev sahipliği etmiş. Fatih Sultan Mehmet Amasra’yı ilk gördüğünde “Lala, Lala Çeşm-i Cihan (Dünyanın Gözleri) dedikleri bu'mola?" demiş.



Amasra’da balığımızı yedikten sonra hemen bölgenin tadını çıkarmaya başladık. Gezdiğimiz yerler: Amasra Kalesi, Kemere Köprüsü, Çekiciler Çarşısı, Direkli Kaya, Ağlayan Ağaç ve Muhteşem Tavşan Adası Manzarası…



Amasra’ya geldiğinizde yemeğinizi mutlaka Mustafa Amca’nın Yeri’nde yemelisiniz.


Tüm günün keyifli yorgunluğundan sonra tekrar otobüsümüze bindik ve Zonguldak’taki otelimize ulaştık. Sabah otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra ikinci ve son günümüz rotası için yolla çıktık…

Karadeniz Ereğli


İkinci günümüzün ilk durağı Karadeniz Ereğli’deki Alemdar Gemisi ziyaretiydi. Bu geminin kurtuluş savaşında önemli bir katkısı var.


Sonrasında ise Damlataşı mağarası olan Cehennemağzı Mağaralarını gezdik. Burası aslında 3 farklı mağaradan oluşuyor, biri el yapımı diğer ikisi doğal. El yapımı olan mağara ilk Hıristiyanlarca gizli ibadet merkezi olarak kullanılmıştır. Doğal olanların içinde de kutsal su diye adlandırdıkları küçük göletler var. Buranın mitolojik birkaç hikâyesi var: Herkül'ün Hades'in köpeğiyle dövüştüğü rivayet edilen yerdir burası.


Maşukiye


Ereğli gezimizden sonra otobüsümüz bizi Maşukiye’ye getirdi. Burası gezimizin son noktası.



İstanbul’a yakınlığından dolayı ve her ne kadar kirletmeye çalışılsa da keyifli doğasından dolayı son zamanlarda inanılmaz talep gören bir yer haline gelmiş Maşukiye. İşte tam bu yüzden de biraz havalanmışlar, hizmet çok yavaş, her şey extra extra pahalı. Biz burayı sadece çay içilecek bir yer olarak değerlendirdik ve daha sonra yolumuza devam ettik.


Son durağımızdan sonra da artık İstanbul’a dönüş zamanı… Otobüsümüz bizi tekrar aldığı yere bıraktı, böylece keyifli bir haftasonu gezimizin sonuna geldik…


Youtube Batı Karadeniz videomuz sizlerle…


Şimdiden keyif dolu bol gezmeli tatiller…


Instagram: BIRBIRLAR GEZIYOR

Youtube: BIRBIRLAR GEZIYOR

721 views1 comment

Bize takıl

  • BIRBIRLAR Youtube

© 2020 BIRBIRLAR GEZİYOR SEYAHAT BLOG